''DELİ OLMAK NE DEMEK,BİLMİYORUM'' diye fısıldadı.''Ama deli olmadığımı biliyorum.Hepsi bu.''
''Kendi dünyasın da yaşayan herkes, delidir.Şizofrenler,psikopatlar,manyaklar.Yani,başkalarından farklı olanlar.'' Mozart'ın dediği gibi '' Ben bayağıyım,ama yazdıklarım öyle değildir''
''Yani senin gibiler mi?''
A... soruyu duymazlıktan gelerek devam etti:'' Öte yandan bir Einstein var,zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor.Ya da Kristof Kolomb,dünyanın öte ucun da bir uçurum değil,başka bir kıta olduğunu ileri sürmüş.Ya da,insanoğlunun Everest'in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir Edmond Hillery var.Sonra Beatles,bambaşka bir müzik yarattılar,eski çağlarda ki insanlar gibi giyindiler.Newton,Goethe,Sade Markizi,George Gordon Lord Byron,Dostoyewski,Tolstoy,Freud
Nietzsche,Frida Cahlo...Bütün bu kişiler ve daha binlercesi,hep kendi dünyaların da yaşadılar'' ''İstenilen,onlardan başka türlü yaratılmış olanların zaaflarını bulmak,kanatlarının arasına yerleştirilmiş kamburları saymak,sonra da sanki kanatları yokmuş gibi onların yalnızca kamburlarını söylemek:'' Bak işte kamburları var'' '' Var.Çok kamburları var. Onların hepsini sizden önce saydı onlar. Henry Miller karısını satmıştı. Siz karınızı satmazsınız,sanmam! Ama onun gibide yazamazsınız! Peki,asla cevap verilemeyecek bir soru!!!
___Onun gibi yazmak için neyi satardınız?
''Ama bir kaç defa adam vuran Villion'u katil diye.Genet'i hırsız diye,Defoe'yu sahtekar diye,Dostoyewski'yi kumarbaz diye,Balzac'ı dolandırıcı diye,Ponud'u hain diye,Baudelaire'i kokainman diye,Poe'yu alkolik diye ,Marlow'u jurnalci diye,Hamsun'u faşist diye,bu dünyadan dışlamaya kalkmak,onların tarihin paryaları diye deli diye lanetlemeye kalkışmak,onların değil bizim hayatımızı eksiltir...''
''Onlar,onlardan biri değil.'' ''Bilinmeyen bir karanlığın çocukları onlar,sizin bilmediğiniz bir acıyı çektiklerinden öfkeli ve isyankarlar,hayatın çeperlerine sığmayan kanatlarıyla ne bu hayatı bırakıp gidebiliyorlar ne de bu hayatın içinde yaşayabiliyorlar; gerçek yüzleriyle sevilmeyeceklerini bildiklerinden,çalışma odaların da,atölyelerin de,stüdyoların da,beyinlerin de düşlerin de yeni suretler yaratıp duruyorlar...Onlara...
Ama insafsızlık; yarattıkları bütün yüzleri bir yana itip en arkadakini,saklananı gösterilmeyeni istiyorlar!
Hiç birşey satmazdınız,onun gibi yazmak umurunuzda bile değil,namuslu dürüst olmak istiyorsunuz!!!?
B.....'' Bu deli kadın bayağı akıllıca konuşuyor'' diye düşündü..
'' Bir keresin de bir kadın görmüştüm,yakası iyice açık,kolları kısacık bir entari giymişti,gözleri donuk,donuk bakıyordu,hava eksinin altında idi belki... İstanbul sokakların da dolaşıyordu...Sarhoş olduğunu sandım,ona yardım etmeye davrandım,ama ona ceketimi verme önerimi reddetti.Belki de onun dünyasın da mevsim yazdı,bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı.O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşıyorduysa bile,istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı,ne dersin?''
B.....Ne diyeceğini bilemedi,ama deli kadının sözlleri akla yakın gelmişti,Kimbilir,belki İstanbul sokaklarında yarı çıplak dolaşan o kadın,kendisinden başkası değildi...
A....''Sana bir öykü anlatacağım'' dedi.
''Çok güçlü bir büyücü,bütün ülkeyi yok etmek ister,o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar.Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir.'' ''Ertesi sabah,herkes kuyudan su çekip içer,hepsi de delirir.Yalnızca kraliyet ailesi,kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden,büyücü o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden,delirmezler.Tabii kral çok kaygılanır,halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir.Ancak,askerler de halkın içtiği sudan içmiş olduklarından,kralın emirlerini saçma bulur,uygulamazlar.''
''Ülke de yaşayanlar kralın emirlerini duydukların da onun çıldırdığına inanırlar,hep birlikte şatosunun önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar.Umutsuzluk içinde ki kral tahtından inmeye hazırlanırken,kraliçe ona engel olarak der ki; ''Gel,biz de o kuyunun suyundan içelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz!''
''Ve öyle yaparlar: Kral ile krliçe de cinnet suyunu içip anında saçma sapan konuşmaya başlarlar.Bu durum da halk taşkınlığından dolayı pişman olup; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konuşuyor,onu alaşağı etmenin bir anlamı yoktur?''
''Ülkede barış ve huzur yeniden hüküm sürer,bu halk kaomşularının epeyce farlı bir hayat tarzı benimsemiştir,ama kral ölümüne dek ülkesini yönetebilmiştir''
B.....Güldü.
''Sen bana hiç deli gibi görünmüyorsun'' dedi.
A.....Baktı...baktı...baktı....
''Deliyim elbette!...Güldü....
''DELİ OLMAK NE DEMEK,BİLMİYORUM'' diye fısıldadı.''AMA DELİ OLMADIĞIMI BİLİYORUM...hepsi bu!.....